Yazı Detayı
07 Şubat 2026 - Cumartesi 10:08
 
Plandemide Çocuklara Neden Virüs Bulaşmadı? COVID-19 ve JEFREY EPSTEIN DOSYASI
Muhammet BİNİCİ
info@muhammetbinici.com.tr
 
 

YAPAY ZEKÂ, ALGORİTMALAR VE ÇOCUKLARIN DİJİTAL KİMLİĞİ: GÖRÜNMEYEN DÜNYANIN DEŞİFRESİ VE JEFFREY EPSTEİN DOSYASI

 

COVID-19 salgını, yalnızca küresel bir sağlık krizi olarak değil; aynı zamanda toplumsal yapıları, aile ilişkilerini ve kuşaklar arası dengeleri derinden sarsan tarihsel bir kırılma noktası olarak yaşanmıştır. Bu süreçte milyonlarca insan hayatını kaybetmiş; pek çok çocuk annesini, babasını ya da en yakın aile fertlerini yitirmiştir. Salgın deneyimi, toplumların ortak hafızasında derin bir travma bırakırken, dikkat çekici bir ayrıntıyı da görünür kılmıştır: Çocuklar büyük ölçüde hayatta kalırken, yetişkin ve yaşlı nüfusun ciddi kayıplar vermesi, aile yapılarında onarılması güç boşluklar oluşturmuştur.

 

Bu tablo, çocukların yalnızca biyolojik olarak değil; psikolojik, sosyal ve duygusal olarak da kırılgan bir döneme girmesine neden olmuştur. Aile desteğinden yoksun kalan, yas sürecini sağlıklı biçimde yaşayamayan ve rehberlikten uzak büyüyen çocuklar; dijital dünyaya daha erken, daha yoğun ve daha savunmasız biçimde yönelmiştir. Salgın sürecinde artan ekran süreleri, uzaktan eğitim, sosyal izolasyon ve dijital platformlara bağımlılık, çocukların yaşamında algoritmaların etkisini daha da derinleştirmiştir.

 

Öte yandan, son yıllarda küresel ölçekte tartışılan ve kamuoyunda geniş yankı uyandıran istismar, manipülasyon ve güç ilişkilerine dair davalar; çocukların korunmasızlığının yalnızca kişisel değil, yapısal bir sorun olduğunu bir kez daha ortaya koymuştur. Bu tür vakalar, çocukların özellikle kriz dönemlerinde ne kadar kolay yönlendirilebildiğini, istismar edilebildiğini ve sessiz bırakılabildiğini göstermesi açısından önemlidir. Burada mesele, belirli olaylardan ziyade, çocukların denetimsiz ve görünmeyen sistemler içinde nasıl savunmasız hâle geldiğini sorgulamaktır.

 

Tam da bu noktada, yapay zekâ temelli algoritmaların işleyişi kritik bir rol üstlenmektedir. Algoritmalar; çocukların karşısına çıkan içerikleri belirleyen, dikkatlerini yönlendiren, alışkanlıklarını şekillendiren ve zamanla dijital kimliklerini inşa eden görünmez aktörler hâline gelmiştir. Ailesel bağların zayıfladığı, yetişkin rehberliğinin azaldığı ve sosyal destek mekanizmalarının kırılganlaştığı bir dönemde, çocukların bu sistemler karşısında yalnız kalması ciddi etik ve toplumsal riskler doğurmaktadır.

 

Bu çalışma, pandemi sonrası ortaya çıkan bu kırılgan zeminde; yapay zekâ destekli algoritmaların çocukların düşünce biçimleri, davranış kalıpları ve kimlik inşa süreçleri üzerindeki etkilerini görünür kılmayı amaçlamaktadır. Çocukların hayatta kalmasının tek başına bir güvence olmadığı; onları nasıl bir dijital dünyaya teslim ettiğimiz sorusunun en az bunun kadar hayati olduğu savunulmaktadır. Görünmeyen dijital dünyanın, görünür sonuçlar doğurduğu bu çağda; çocukları korumanın yolu, algoritmaları sorgulamaktan ve ahlaki bir çerçeveyle yeniden düşünmekten geçmektedir.

 

Asıl tartışılması gereken husus, giderek sapkın bir ideolojik zemine dönüştürülen Jeffrey Epstein dosyasının ve bu şeytani yapının, başta Amerika Birleşik Devletleri olmak üzere küresel ölçekte ebeveyn kaybı yaşayan çocukları hedef almasıdır. Aile bağları zayıflamış, koruyucu sosyal mekanizmalardan kopmuş bu çocuklar; denetimsiz, görünmez ve hesap vermez dijital sistemler karşısında bilinçli biçimde savunmasız bırakılmaktadır. Algoritmalar aracılığıyla örülen bu dijital ağların temel amacı, çocukların dikkatini ele geçirmekle sınırlı değildir; onların duygu dünyasını, davranış kalıplarını ve kimlik inşa süreçlerini adım adım kontrol altına almaktır. Bu sarmal, çocukları bağımlılık, yönlendirme ve manipülasyon yoluyla edilgen hâle getirerek, itiraz edemeyen ve şekillendirilebilir savunmasız kişilere dönüştürmeyi hedefleyen sistematik bir kuşatma alanı oluşturmaktadır.

 

İşte bu bağlamda, 13 Aralık 2025 tarihinde İstanbul Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi’nde IV. Uluslararası Dünya ÇAKOP Sempozyumu kapsamında düzenlenen “Yapay Zekâ Çağında Aile: Tehditler ve Fırsatlar” başlıklı sempozyum için hazırlamış olduğum tam metin bildirimi dikkatlerinize sunarım…

 

YAPAY ZEKÂ, ALGORİTMALAR VE ÇOCUKLARIN DİJİTAL KİMLİĞİ: GÖRÜNMEYEN DÜNYANIN DEŞİFRESİ

 

Yapay zekâ temelli algoritmalar, öncelikli çocukların ve toplumun tamamının gündelik yaşamlarını, bilişsel süreçlerini ve kimlik inşa mekanizmalarını derinlemesine etkilemektedir. Bu etki, çoğu zaman ebeveynler ve eğitimciler tarafından doğrudan gözlemlenemeyen, “görünmeyen” bir dijital alan üzerinden gerçekleşmektedir. Algoritmalar yalnızca içerik sunan teknik sistemler değil; dikkat, alışkanlık ve davranış yönlendirme yoluyla çocukların psikososyal gelişimine müdahale eden yapılardır. Bu çalışmada, yapay zekâ destekli algoritmaların çocuklar üzerindeki etkileri; alışkanlık döngüsü, nörobilimsel altyapı, dijital kimlik inşası ve şiddetin normalleşmesi bağlamında ele alınmaktadır. Çalışma, uzun yıllara dayanan saha gözlemleri, eğitim ortamlarında karşılaşılan vakalar ve dijital platformlarda tespit edilen örnekler üzerinden ilerlemektedir. Özellikle dijital oyunlar, sosyal medya ve çevrim içi manipülasyon mekanizmalarının çocuk psikolojisi üzerindeki etkileri tartışılmakta; algoritmaların ahlaki bir çerçeveden yoksun şekilde işlemesinin kişisel ve toplumsal riskleri değerlendirilmektedir. Araştırma sonucunda, çocukların dijital dünyada yalnız bırakılmaması gerektiği; ebeveyn, eğitimci ve devlet iş birliğine dayalı, ahlak temelli bir dijital yaklaşımın zorunlu olduğu vurgulanmaktadır.

 

Giriş

 

Dijitalleşme, insan yaşamının tüm alanlarını etkileyen küresel bir dönüşüm sürecidir. Ancak bu dönüşümden en fazla etkilenen grupların başında çocuklar gelmektedir. Günümüz çocukları, eş zamanlı olarak iki farklı dünyada yaşamaktadır: görünen dünya ve görünmeyen dijital dünya. Görünen dünya; aile, okul ve sosyal çevre tarafından şekillenirken, görünmeyen dünya büyük ölçüde yapay zekâ destekli algoritmalar tarafından inşa edilmektedir.

 

Bu görünmeyen dünya, çocukların yalnızca neyi izlediğini ya da ne oynadığını değil; nasıl düşündüğünü, neye alıştığını ve hangi davranışları normal kabul ettiğini de belirlemektedir. Ancak ebeveynler ve eğitimciler çoğu zaman bu dünyanın işleyişine dair yeterli bilgiye sahip değildir. Bu durum, çocukların dijital ortamlarda yönlendirilmesini kolaylaştırmakta ve denetimsiz bir alan oluşturmaktadır.

 

Bu çalışma, çocukların dijital dünyada maruz kaldıkları algoritmik (yapay zeka) yönlendirmeleri görünür kılmayı ve bu sürecin kişisel ve toplumsal sonuçlarını akademik bir çerçevede tartışmayı amaçlamaktadır.

 

1. Algoritmaların İşleyiş Mantığı ve Dikkat Ekonomisi

 

Algoritmaların temel amacı, kullanıcıyı mümkün olduğunca uzun süre sistem içinde tutmaktır. Bu amaç doğrultusunda geliştirilen dikkat ekonomisi, özellikle çocuklar açısından ciddi riskler barındırmaktadır. Algoritmalar, kullanıcı davranışlarını analiz ederek ilgi alanlarını tespit etmekte ve bu ilgileri sürekli besleyen içerikler sunmaktadır.

 

Bu süreçte çocukların karşılaştığı içerikler rastlantısal değildir. Her tıklama, her izleme süresi ve her etkileşim, algoritmik sistemler tarafından kayıt altına alınmakta ve bir sonraki içerik buna göre şekillendirilmektedir. Böylece çocuk, farkında olmadan belirli bir dijital tünelin ve zehirli bir sarmalın içine çekilmektedir.

 

2. Alışkanlık Döngüsü ve Nörobilimsel Altyapı

 

Nörobilimsel çalışmalar, alışkanlıkların beyinde bazal ganglia adı verilen bölgede yerleştiğini göstermektedir. Algoritmalar, “tetik–alışkanlık–ödül” döngüsü üzerinden bu bölgeyi hedef almaktadır. Tekrarlanan dijital davranışlar zamanla otomatikleşmekte ve bilinç dışı hâle gelmektedir.

 

Çocuklar açısından bu durum daha da kritik bir hâl almaktadır. Çünkü çocuk beyni gelişim sürecindedir ve tekrar eden uyaranlara karşı daha hassastır. Dijital ortamlarda oluşturulan alışkanlıklar, uzun vadede davranış kalıplarına dönüşmektedir.

 

3. Dijital Kimlik İnşası ve Gerçeklik Algısı

 

Dijital ortamlar, çocukların kimlik inşa süreçlerinde önemli bir rol oynamaktadır. Oyun karakterleri, sosyal medya figürleri ve dijital rol modeller, çocukların kendilerini tanımlama biçimlerini etkilemektedir. Bu süreçte çocuklar, gerçek kimlikleri ile dijital kimlikleri arasında giderek artan bir ayrışma yaşayabilmektedir.

 

Özellikle dijital oyunlarda şiddetin ödüllendirilmesi, zarar verme davranışlarının sıradanlaştırılması ve “geri alınabilir hayat” algısı, çocukların gerçeklik algısını zedelemektedir. Sahadan elde edilen gözlemler, dijital oyunlarda öğrenilen davranışların gerçek hayatta taklit edilebildiğini göstermektedir.

 

4. Dijital Şiddet, Manipülasyon ve Radikalleşme

 

Dijital şiddet yalnızca fiziksel zarar görüntülerinden ibaret değildir. Tehdit, korku, dışlama ve psikolojik baskı da dijital şiddetin önemli unsurlarıdır. Mavi Balina benzeri çevrim içi yapılar, çocukların bu tür manipülasyonlara ne kadar açık olduğunu göstermiştir.

 

Bu tür yapılar, çocukları aşamalı olarak yönlendirmekte; korku ve tehdit yoluyla itaat sağlamaktadır. Bazı vakalarda çocukların, ailelerini koruma düşüncesiyle kendilerine zarar verdikleri tespit edilmiştir. Bu durum, algoritmik yönlendirmenin yalnızca kişisel değil, toplumsal bir sorun olduğunu ortaya koymaktadır.

 

5. Ahlaki Boyut ve Sorumluluk Meselesi

 

Algoritmaların en temel sorunlarından biri, ahlaki bir referans çerçevesine sahip olmamasıdır. Vicdan, merhamet ve ahlaki değerler algoritmik sistemlerin doğal bir parçası değildir. Bu nedenle çocuklara sunulan içerikler, yalnızca teknik değil, aynı zamanda ahlaki bir sorun hâline gelmektedir.

 

Bu noktada sorumluluk yalnızca ailelere yüklenemez. Eğitim kurumları ve devlet politikaları da çocukların dijital güvenliğini önceleyen bir yaklaşım geliştirmek zorundadır.

 

Algoritmalar İçin Ahlaki Bir Çerçeve Önerisi: “Eline, Gözüne, Beline, Diline Sahip Ol”

 

Bu çalışma boyunca ortaya konulan bulgular, yapay zekâ destekli algoritmaların çocukların bilişsel, duygusal ve davranışsal gelişimleri üzerinde derin ve kalıcı etkiler oluşturduğunu açıkça göstermektedir. Algoritmalar yalnızca teknik sistemler değil; alışkanlıkları şekillendiren, kimlik inşasına müdahale eden ve değer aktarımı yapan görünmez aktörler hâline gelmiştir. Bu durum, teknolojinin ahlaki boyutunun artık ertelenemez bir mesele olduğunu ortaya koymaktadır.

 

Mevcut algoritmik yapılar incelendiğinde, bu sistemlerin ahlaki bir pusulaya sahip olmadığı görülmektedir. Algoritmalar; dikkat süresi, etkileşim oranı ve tüketim davranışı gibi ölçütler üzerinden çalışmakta, ancak insan onuru, çocuk hakları, mahremiyet ve psikolojik bütünlük gibi temel insani değerleri merkeze almamaktadır. Oysa özellikle çocuklara temas eden dijital sistemlerin, yalnızca “ne kadar etkileşim ürettiği” değil, nasıl bir insan profili inşa ettiği sorusu üzerinden değerlendirilmesi gerekmektedir.

 

Bu noktada, kadim medeniyetimiz ahlaki değerimizin bir yansıması olan “eline, gözüne, beline, diline sahip ol” anlayışı, çağdaş algoritmik sistemler için güçlü ve yerli bir ahlaki çerçeve sunmaktadır. Bu anlayış, kişisel ahlakı düzenlemekle kalmayıp, dijital sistemlerin tasarımına da rehberlik edebilecek bütüncül bir yaklaşım içermektedir.

 

Bu kaide algoritmik sistemlere uyarlandığında şu temel boyutları ortaya çıkmaktadır:

 

  1. Eline Sahip Ol:

Algoritmaların çocuklara fiziksel ya da dolaylı zarar verebilecek davranışları teşvik etmemesi gerekmektedir. Dijital oyunlarda ya da sosyal medyada şiddetin ödüllendirilmesi, zarar verme davranışlarının normalleştirilmesi ve “geri alınabilir hayat” algısı bu prensiplerimize aykırıdır. Algoritmalar, çocuğun zarar verme eylemini değil, onarıcı ve yapıcı davranışlarını pekiştirmelidir.

 

  1. Gözüne Sahip Ol:
     

Çocukların maruz kaldığı görsel içerikler, zihinsel ve duygusal gelişimi doğrudan etkilemektedir. Şiddet, cinsellik ve korku unsurlarının erken yaşta ve yoğun biçimde sunulması, çocukların gerçeklik algısını bozmakta ve duyarsızlaşmaya yol açmaktadır. Algoritmaların, çocukların gelişim düzeyine uygun içerik filtreleriyle çalışması ahlaki bir zorunluluktur.

 

  1. Beline Sahip Ol:
     

Dijital platformlarda çocukların cinselleştirilmesi, beden algısının bozulması ve mahremiyetin ihlali, günümüzün en ciddi sorunları arasındadır. Algoritmalar, çocukları cinsel içeriklere yönlendiren ya da beden üzerinden değer üreten yapılardan arındırılmalıdır. Bu ayrıntı, çocuk bedeninin bir veri nesnesi değil, korunması gereken bir emanet olduğunu hatırlatmaktadır.

 

  1. Diline Sahip Ol:
     

Algoritmaların dil kullanımı; nefret söylemi, zorbalık, aşağılama ve kutuplaştırma üretmektedir. Dijital ortamlarda kullanılan dil, çocukların iletişim biçimlerini ve empati kapasitelerini doğrudan etkilemektedir. Bu nedenle algoritmaların, saldırgan dili değil; saygı, merhamet, ahlak ve iletişimi teşvik edecek şekilde yeniden yapılandırılması gerekmektedir.

 

Bu dört ilke birlikte ele alındığında, algoritmaların  yalnızca teknik değil, ahlaki olarak da denetlenmesi gereken sistemler olduğu ortaya çıkmaktadır. Çocukların dijital dünyada karşılaştıkları içeriklerin “yasal” olması yeterli değildir; aynı zamanda insani, ahlaki ve vicdani olması gerekmektedir.

 

Araştırmalarımın saha bulguları, çocukların dijital ortamlarda yalnız bırakıldığında ne kadar savunmasız kaldığını göstermektedir. Bu nedenle çözüm yalnızca kişisel ebeveyn çabalarıyla sınırlı tutulamaz. Çocuklar, ebeveynler, eğitimciler ve devlet arasında çok katmanlı bir sorumluluk paylaşımı gereklidir. Dijital okuryazarlık eğitimi, algoritmik şeffaflık, çocuk odaklı platform tasarımı ve ahlaki yapay zekâ politikaları bir bütün olarak ele alınmalıdır.

 

Sonuç olarak:

 

Yapay zekâ ve algoritmalar, çocukların yaşamında belirleyici bir aktör hâline gelmiştir. Bu teknolojilerin tamamen dışlanması mümkün olmadığı gibi, kontrolsüz bırakılması da ciddi kişisel ve toplumsal riskler doğurmaktadır. Çocukların dijital dünyada yalnız bırakılmaması; ebeveynlerin rehberlik rolünü üstlenmesi, eğitimcilerin rol model olması, dijital okuryazarlık konusunda güçlendirilmesi ve devletin çocuk odaklı dijital politikalar geliştirmesi gerekmektedir. İnsan merkezli ve ahlak temelli kendimize ait sistemlerimizi oluşturduğumuz bir dijital yaklaşım, çocukların sağlıklı gelişimi ve geleceğimiz için zorunludur.
 

Kaynakça:
 

Muhammet Binici’nin, (2015–2026). Türkiye genelinde resmî ve özel okullarda gerçekleştirilen dijital farkındalık, sosyal medya, yapay zekâ ve algoritmaların çocuklar üzerindeki etkileri temalı konferanslar, seminerler ve eğitim programları kapsamında; yüz binlerce öğrenci, öğretmen ve veli ile yapılan yüz yüze etkileşimler, odak grup çalışmaları, kişisel görüşmeler ve saha gözlemleri sonucunda elde edilen nitel ve nicel veriler. Bu çalışmada kullanılan bulgular; okul ortamlarında gözlemlenen davranış örüntüleri, öğrenci geri bildirimleri, öğretmen ve rehberlik servisleriyle yapılan mülakatlar ile konferanslar sonrası derlenen istatistiksel değerlendirmelere dayanmaktadır. Elde edilen veriler, Muhammet Binici’nin uzun yıllara yayılan saha deneyimi ve mesleki gözlemleri çerçevesinde analiz edilmiştir.
 

Sempozyumdaki Sunumum:

https://youtu.be/wBJ76poX3Sg

 

YAZARIN TÜM YAZILARI İÇİN
Muhammet BİNİCİ Bebek Yiyen Çeşme ve Sözde Medeniyetler Şehri İsviçre - Jeffrey Epstein Dosyası

 
Etiketler: Plandemide, Çocuklara, Neden, Virüs, Bulaşmadı?, COVID-19, ve, JEFREY, EPSTEIN, DOSYASI, ,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
05 Şubat 2026
Bebek Yiyen Çeşme ve Sözde Medeniyetler Şehri İsviçre - Jeffrey Epstein Dosyası
30 Ocak 2026
İki Profesör, İki Linç: Bir Yargı Paketi, Bir Kenevir Düzenlemesi ve Senaryo Aynı
23 Ocak 2026
Metrekareyle Terbiye Edilen Toplum
15 Ocak 2026
İRAN’A “SİBER DEMOKRASİ”, VENEZUELA’YA “NARKO KURTULUŞ”: KÜRESEL PALYAÇOLARIN YENİ GÖSTERİSİ
02 Ocak 2026
Sofra Konuşursa!
20 Aralık 2025
Kenevirle Hayata Tutunan Prof. Dr. Dilek İnan, Türkiye’nin Kaybettiği Yılları Anlattı
16 Aralık 2025
5G ve mikrodalga frekanslarının görünmeyen tehlikeleri ve kenevirin dengeleyici gücü
13 Aralık 2025
Algoritmaların Yönettiği Dünyada Aile: Tehditlerle Yüzleşmek, Fırsatları Yakalamak
11 Aralık 2025
Kenevir Ekosisteminde Bilgi Yönetimi, Algı Savaşı ve Türkiye
04 Aralık 2025
Küçük Yürekler, Büyük Sessizlik
04 Aralık 2025
Çocuklarımızın elindeki tehlikeyi görüyor musunuz
29 Kasım 2025
3T 1B ve Yapay Zekâya Karşı Suşehri’nde Seferberlik
20 Kasım 2025
İşgalin Adresi Dün Filistin’di, Bugün Venezuela, Yarın Kim?
18 Kasım 2025
Savaşın Üç Yüzü: Militarizm, Meşruiyet ve Yıkım
09 Kasım 2025
3T 1B ve Yapay Zekâ: Zihinlerimizin Yeni Haşhaşı
08 Kasım 2025
Sarkozy’nin hücresi: Fransa, Siyonist lobiler ve bir ihtar operasyonu
08 Kasım 2025
BARIŞ MASKELİ İŞGAL: GOLAN’DAN TÜRKİYE SINIRINA SIZAN TEHDİT
25 Ekim 2025
Dizilerle Kurşuna Dizilen Vicdanlar
21 Ekim 2025
Barışın Enkazında Kalan Vicdanlar
18 Ekim 2025
Fırat’ın Serin Sularında Tarih ve Anadolu Ruhu
22 Eylül 2025
Ellerin Ustalığına Karşı Ekranların Esareti
19 Eylül 2025
Yenilenmeyen, Yenilir
16 Ağustos 2025
Özlediğimiz Eğitim, Kaybettiğimiz Yön
09 Temmuz 2025
Fesli Vatandaş, Şapkasız Devlet: Kıyafetin Değil, Çifte Standardın Hikâyesi
27 Haziran 2025
Mesele Kıyafet Değil, Teşhirciliktir!
22 Haziran 2025
Hayber ve Siccîl: Kur’an’dan Füze Sistemlerine Uzanan Zafer Şifresi
10 Haziran 2025
Boşanmalardaki Artışın Asıl Nedeni Aynada Saklı
09 Haziran 2025
Güneş Batıdan Doğdu!
01 Haziran 2025
“Allah Her Şeyi Bilmez” Diyenlere Allah’ın Kelamı Kur’an’dan Cevap!
16 Nisan 2025
Bir tekbirin hikâyesi: 3T1B'nin gölgesinde kayıp ruhlar!
09 Mart 2025
LGBT (EŞCİNSEL) Yasası Değişiyor: Türkiye’nin Geleceğini Şekillendirecek Düzenlemeler, Medya Manipülasyonları! Ve Siyonist Oyunlar! - 2
08 Mart 2025
LGBT (EŞCİNSEL) Yasası Değişiyor: Türkiye’nin Geleceğini Şekillendirecek Düzenlemeler, Medya Manipülasyonları! Ve Siyonist Oyunlar! - 1
16 Şubat 2025
Aç bırak itaat etsin, cahil bırak biat etsin!
06 Şubat 2025
UTTS tartışması ve Darphane Müdürlüğü’nün açıklaması: Kamuoyu aydınlatılmayı bekliyor
03 Şubat 2025
UTTS’yi darphane değil, ABD merkezli firma kontrol ediyor
22 Ocak 2025
Yanan adalet, kapitalizmin tuzakları, lüks tüketim ve toplumsal sorumluluk
08 Ocak 2025
Deprem, Anadolu'nun hikmeti ve milletimizin kimliği: Kent ve şehir ayrımında mimarlık ve medeniyet
23 Aralık 2024
Suriye Milli Ordusu (SMO): Bir direniş ve özgürlüğün hikâyesi
23 Aralık 2024
Dijital Kafes: Çipli Akaryakıt ve Kontrol Toplumuna Giden Yol
21 Aralık 2024
Akif, Mısır'a giderek Türk milletini nasıl bir utançtan kurtardı?
16 Aralık 2024
Suriye’nin kuzeyinde yeniden şekillenen dengeler
12 Aralık 2024
Eğitim adı altında gizli mesajlarla gelen yıkım: Toplum ve aileyi kim dizayn ediyor?
23 Kasım 2024
2024’ten 2025’e Geleceğin Kodlarını Çözmek!.. Kehanet mi? Kurgu mu?
10 Kasım 2024
Milli Güç Yolunda Eğitim: Aile ve Savunma Sanayii
20 Ekim 2024
Yapay zekâ ile yönlendirilen katliamlar
18 Ekim 2024
Genç avukatların sessiz çığlığı: İntiharın eşiğinden dönüş
01 Ekim 2024
Sosyal medya ve yalanlar: Yeni düzenlemelerle güvenli bir gelecek!
23 Eylül 2024
Sinyal savaşları: Çağrı cihazları ve telsiz patlamalarının gerçek sebepleri
22 Eylül 2024
Öngörünün Gücü ve Milli Teknoloji Hamlesi
21 Eylül 2024
Türkiye’nin vicdanını sarsan kayıp! Asıl soru: ‘Acı Son Narin’in mi?’ Yoksa Bizim mi?
04 Eylül 2024
Narin’i Konuşuyoruz, Peki Sessiz ve Gölgede Kalan Diğer 31 Çocuk?
25 Ağustos 2024
Karaburun’da Huzur ve Konfor ve Ege’nin Gizli Hazinesi
18 Ağustos 2024
Cancan ve Umudun Işığı
28 Temmuz 2024
“ÇANAKKALE” den Giremediler, “ÇANAK” tan Girdiler
18 Temmuz 2024
Vicdansızlığın Perdesi Aralanıyor!..
17 Temmuz 2024
Adaletin Çığlığı ve Vicdan Testi
15 Temmuz 2024
Evlilik ve Toplum, Tehditler ve Çözüm Önerileri
15 Temmuz 2024
15 Temmuz “Dört Vesayetin Sonu
12 Temmuz 2024
​Toplumsal Vicdanın Zaferi ve Görünmeyen Kahramanların Mücadelesi
30 Haziran 2024
Geliyor Gelmekte Olan!.. Biyolojik Terör Kapımızda!..
25 Haziran 2024
Eğitimin Pilotları: Geleceği İnşa Eden ve Zorluklara Göğüs Geren Öğretmenlerimiz
18 Haziran 2024
Okul Kıyafetleri ve Toplumsal Ayrışma! Kocaeli Olayının Düşündürdükleri!
11 Haziran 2024
Köpek lobisi ve toplum üzerindeki etkileri
19 Mayıs 2024
Algıların Köpek Dansı: Adalet ve Sorumluluk Arasındaki İnce Çizgi
01 Mayıs 2024
Çocuklar Neden Camiye Gitmek İstemiyor?
22 Nisan 2024
Yaşlıların Bir Araya Gelerek Ancak Bir Kirayı Ödeyebilmesi: Bir İroni mi, Yoksa Dram mı?
13 Nisan 2024
Bayramın Derin Anlamları ve Bir Ömre Sığdırılan Hasret
11 Nisan 2024
Dönüşüm rüzgarı: Bir halkın direnişi ve gelecek arayışı
05 Nisan 2024
Siyasi Liderlerin Eğitim ve Nitelik Seviyesinin Toplum Yönetimindeki Önemi
25 Mart 2024
Moskova'daki Terör Saldırısı ve Biyolojik Savaşın Gölgesinde Dünya: 4. Dünya Savaşı'nın Ayak İzleri
23 Mart 2024
Geleceğimizin Kıyameti “Asbest,” Sıfır Atık ve Kentsel Dönüşümün Karanlık Yüzü
15 Mart 2024
Gökdelenlerin Gölgesindeki İroni: Depremler, Sıfır Atık ve Kentsel Dönüşüm
03 Mart 2024
Zihinsel esaret: Afyonların ardındaki gerçek tehlike ve islami değerlere sadık kalma çağrısı
21 Şubat 2024
Görünmeyen Düşman: Kutuplaştırma ve İdeolojik Savaş
15 Şubat 2024
Dikey Yapılaşma ve Mahalle Kültürünün Erozyonu: Bir Hikâyenin Ardında Saklı Öğütler ve Tehlikeler
11 Şubat 2024
Alın Size Mektup!.. Alın Size Belge!.. İşte Danya’nın Mektubu Filistin’in ve Danya’nın Sessiz Çığlığı!..
21 Ocak 2024
TFF’nin Sponsorluk Skandalı, Futbolda Çizgi Aşımı ve Toplumsal Bilinç Uyarısı!..
15 Ocak 2024
Çifte Standartlar ve Sessiz Çığlık - Epstein Davası Üzerinden İslam Dünyasına Sesleniş
01 Ocak 2024
Süper Kupa Olayları ve Ardındaki Sorular - Türkiye Futbol Federasyonu, Protokol Detayları ve Toplumsal Dinamikler
31 Aralık 2023
Yılbaşı Kutlamalarının Dini Perspektiflere Göre Derinlemesine Analizi
24 Aralık 2023
Teğmen Krizi ve Askerlik Anlayışı: Geçmişten Günümüze Derin Bir Bakış
09 Aralık 2023
Balfour Deklarasyonu ile Başlayan Filistin'in Kırık Hikâyesi
07 Aralık 2023
Abdülhamit ve Herzl Penceresinden Yahudilerin Filistin Toprakları Üzerine Kirli Planı
19 Kasım 2023
II. Haçlı Seferi, Anadolu Selçuklu Direnci, Haşhaşilerin Kiralık Savaşı, Papa'nın Kaygıları ve Nûreddin Mahmud Zengî'nin Zaferi
01 Mart 2023
SOSYAL MEDYA PLATFORMLARINDA DOLAŞAN DEPREM YALANLARI
18 Şubat 2023
Yaşarken Enkaz Haline Gelenleri Kim Kurtaracak?
02 Ekim 2022
Oysa ülkeyi yönetenlerin Hz. Ömer olması gerekmiyor muydu?
10 Haziran 2022
BATI ile yatıp, BATIL ile kalkmak: KURAN-I KERİM’E TEKME ATMAK!..
02 Mayıs 2022
Ramazan Ayında Şehvetin Azması (!)
30 Nisan 2022
GELENEKSEL TABİR İLE “İB..LİK” VE FUHŞİYAT NASIL MEŞRULAŞTIRILIR?
22 Nisan 2022
Metropolden Köye, Köyden Mezraya
20 Nisan 2022
MİLLİ SİNEMA ve ADANIŞ KUTSAL KAVGA
22 Mart 2022
Madenlerimiz Yeni Teknolojilerin Hammaddesi & Bizi Bekleyen Tehlikeler
10 Mart 2022
DİLİPAK, MAHKEMEDEKİ SAVUNMASINDA “ASLINDA SAVUNDUĞUM KİŞİLER TARAFINDAN SUÇLANDIM.”
04 Şubat 2022
METAVERSE (SANAL GERÇEKLİK)
30 Ocak 2022
KÜRESEL SALGIN İNSANLIĞI ÇARESİZLİĞE SÜRÜKLÜYOR!..
23 Ocak 2022
YAHUDİLİĞİN VE SABATEİZMİN TÜRKİYE’DEKİ YANSIMALARI
16 Ocak 2022
Eşcinseller Neden 20 Yıl Daha Az Yaşıyor!..
05 Ocak 2022
9 EYLÜL ÜNİVERSİTESİ İLAHİYAT FAKÜLTESİ'NDE İSLAMİ EĞİTİM
29 Ağustos 2021
Göç ve Göçmen Meselesi
20 Ağustos 2021
1 Teklifim Var!.. Hem 500 Kat Fazla Verim Elde Edelim! Hem de Ormanlarımız Geri Gelsin!
14 Temmuz 2021
Bilişim Suçları ve Banka Kartları Dolandırıcılığı -2-
13 Temmuz 2021
Bilişim Suçları ve Banka Kartları Dolandırıcılığı -1-
01 Temmuz 2021
Kanal İstanbul Projesi ve Türk Boğazlarına Hakimiyet Meselesi -IV-
27 Haziran 2021
Kanal İstanbul Projesi ve Türk Boğazlarına Hakimiyet Meselesi -III-
26 Haziran 2021
Kanal İstanbul Projesi ve Türk Boğazlarına Hakimiyet Meselesi -II-
21 Haziran 2021
Kanal İstanbul Projesi ve Türk Boğazlarına Hakimiyet Meselesi -I-
28 Mayıs 2021
Filistin Meselesi ve Tarihten Günümüze Yahudiler!.
26 Mart 2021
Tek Kuşak Tek Yol Projesi ve Çin Hegemonyası
14 Mart 2021
Hayvanlar Alemine Dönüş
11 Şubat 2021
Tehlike'nin Farkında mısınız? Dünyada - Türkiye'de ETCEP Uygulaması ve Topluma Yansıması
21 Ocak 2021
Şimdi Dünyayı Ne Bekliyor?
15 Ocak 2021
Kurtuluşa Giden Yolculuk BENİM AİLEM -1-
19 Aralık 2020
Benim Ailem
16 Aralık 2020
Küresel Soykırım
10 Ekim 2020
Dil (Ses) Eğitimi
12 Temmuz 2020
Tarihsel ve Stratejik Anlamda İstanbul’un Girit ve Diğer Depremlerle Bağlantısı - Büyük İstanbul Depremi
09 Temmuz 2020
Dikkat!.. Yeni Tehlikenin Adı Mavi Bebek (Blue Baby)
08 Temmuz 2020
bncmedyahaber.com Yazarı Muhammet Binici Kimdir?
Haber Yazılımı