Reklamı Geç
YAZARLAR
Manevi Bir Hastalık
Prof. Dr. Mirzahan HIZAL
15 Haziran 2021 - Salı 12:22

MANEVİ  BİR  HASTALIK 


İnsanın  en  önde gelen sorunlarından biri   eşyayı  ve   konuları  anlamamaktır.  Anlamadığınız  bir problemi  çözemezsiniz.    Bir şeyi  anlamak  ise   ilk bakışta göründüğünden  çok daha  kapsamlı ve  emek isteyen bir  çalışmadır. 

İnsanoğlunun  yaradılışı itibariyle bir konuyu  algılayıp anlaması  için  öncelikle iyi niyet,  sonra da ihlas,  dikkat,  sabır  ve  azim  gereklidir. İnsanlar  doğuştan meraklı  canlılar oldukları için  her şeyi  anlamak, öğrenmek   isterler. Ancak  bir şeyi  anlamak istemekle    anlamak  aynı şey değildir. Bir şeyi  bir kere  görmekle, okumakla  veya  duymakla  anlayıvermek  hemen  hemen  imkansızdır. Esasen  insanda  biyokimyasal bir  hafıza  sistemi  vardır.  Beynin  bir  şeyi  anlaması,  kavraması  ve  hatırlaması  için  protein  v.b  bazı maddelerin  sentezlenmesi  ve uygun şekilde  depolanması  gereklidir.  Elbetteki  öğrenmenin  mekanizması  çok  daha  karmaşıktır. Beyinde  bulunan   milyarca  beyin  hücresinin  birbirleriyle   kurduğu  sinir  bağlantıları  ve  bunlar  arasındaki  iletişim  ağları  bilginin  beyinde yerleşmesini, bilgi  akışını ve  hafızaya kaydedilmesini  sağlar.  Bunun böyle olduğu  son derece  açıktır.  Bacağı olmayan insan yürüyemez.  Sağlıklı ve eğitilmiş   bir beyni olmayan kişi de  düşünemez. İşte  yukarıda  zikredilen  iyi niyet,  ihlas  v.b  beyni  bu  sürece  hazırlayan   etkenlerdir.

Bu  nedenle  bir şeyi anlamanın ön şartının   objektif (tarafsız)  olmak,  önyargı ve şablonlardan kurtulmak olduğu  açıktır. Bu tür önyargı ve şablonlar  insanın beyin damarlarını  tıkayan  pıhtılar gibi  özgür  ve  verimli  bilgi,  düşünce ve  fikir  akışını  engelleyen  yanlış bilgiler,  algılar,  şartlandırmalar,   bilgi eksikliği    veya        bilgi kirliliğidir  ki   bunlara kısaca   cehalet  diyoruz.  Anlayış sorunlu   kişilerde,  doğru bilgilerle düşünmek, tefekkür etmek,  kıyas,  tahkik ve  muhakeme yerine “ bize göre”,” bana göre”, “ama o böyle dedi ”  “O zaten bizden değil”,   “ sen de kim  oluyorsun “  gibi  yaklaşımlar,   sabit fikirler  ve  önyargılar  geçerlidir.


Bu ve benzeri  anlayış eksiklikleri, aynen  vitamin ve gıda yetersizliği olan insanlarda  olduğu  gibi   günümüz insanlarında  da birçok   manevi hastalıklara neden olmuş  ve  olmaktadır. Bunların  en göze çarpanlarından  biri de  İslam  dinini oluşturan kuralların    bugün  uygulanabilirliğini sorgulamak, 1400 yıl önce, o zamanki bir  arab  toplumuna  gelmiş  olan  kuralların  bugünkü  modern toplumlarda  karşılığı  olabileceğinden  süphe etmektir.  İşin  tuhaf ve  trajik tarafı bu   sorgulama ve  şüphelerin,   Allaha cc inandığını söyleyen   bazı  müslümanlarda  da  görülüyor olmasıdır.  Bu  durumun  başlıca  iki  nedeni  zikredilebilir;


 
1-Maksatlı  olumsuz  propoganda,
2-İslamı  yeterince  bilmemek, anlamamak.


 
• Öncelikle  İslamın yeryüzünde  düşmanları olduğunu  ve  bunların  her zaman ve  zeminde  ellerinden gelen her kötülüğü yaptıklarını  görmezden gelemeyiz. Yeryüzünde  pireden deveye herkesin ve her şeyin  düşmanları varken,   birçok,  hırs ve menfaat  düşkünü,   hak hukuk tanımaz insanın kurdukları sömürü düzenine karşı  çıkan  islamın  hiç düşmanı olmaması  mümkün müdür?  İslamiyet,  Budizm gibi   hiçbir  ekonomik,   siyasi  v.b  iddiası  olmayan  bir  düşünce  ve  felsefe  sistemi  olsaydı,  hiçbir  haksızlığa,  emperyalist  ve  sömürü  girişimine  karşı  çıkmasaydı  onun  bu kadar  çok düşmanı  olur muydu?  “İslamın  ve  Müslümanların  düşmanı  yoktur, bu evhamdır”  demek   Şeytan diye  bir  yaratık  yoktur  demekle  eşdeğerdir.


 
“ siz ey Âdemoğulları! Size, şeytana kulluk etmeyin, çünkü o sizin apaçık düşmanınızdır. Sadece bana kulluk edin, işte dosdoğru yol budur, diye uyarmamış mıydım? “ (Yasin 60,61)


 
Bu  düşmanların,  İslam dinini  itibarsızlaştırmak  ve  insanların  teveccühünü  önlemek  için  onun  hakkında  Siyonistlerin başını  çektiği  yaygın  ve   yoğun  bir  propoganda  yapıldığı  inkar edilemez  bir  gerçektir.  İşte bu  kapsamda İslamın  eski  ve  ilkel  bir topluma göre  düzenlenmiş,  bilimsel  temellerle  dayanmayan,  hurafelerle  dolu,  bir çok   kural  ve  kaynakları  uydurma  olan,  modernizme, medeniyete  ve  ilerlemeye  engel  bir  din  olduğu  propogandası yapılmış ve  yapılmaktadır.  Tabii ki  bu kampanyaya  ateist,  gayrı müslim,  münafık ve  muhteris   din  düşmanlarının da  katıldığını  söylemeye  gerek  yoktur.  
İslam  düşmanlarının  İslam  hakkında   öne sürdükleri görüş ve  iddiaların  hiçbir  bilimsel  temeli  ve  geçerliliği  yoktur.  Biz  Allahın CC  dinini,  Allah cc ve Resulünden SAS  başkasından  öğrenecek  değiliz.
 

 

“De ki: "Siz Allah'a dininizi mi öğretiyorsunuz? Oysa Allah, göklerdeki ve yerdeki her şeyi bilir. Allah, her şeyi hakkıyla bilendir."  (Hucurat 16)


 
• İkinci  olarak   bu  kötü niyetli  çabaların  dışında  hatta onların  işini  kolaylaştıran  bir  husus da insanların  ve  müslümanların  İslam  hakkındaki  yetersiz  bilgi  ve  anlama   sorunudur.

 

Evet  çok ciddi bir  anlama  sorunu  var.  Müslümanlığı  dualar  okuyup,  namazlar  kılarak,  mübarek geceleri  ihya ederek  cennete  gidilen bir  vasıta olarak  görme ve  öyle  anlama  sorunudur  bu.   Halbuki  bu  din  hayatın  her  alanına  hakim olmak,  hayatı  ve yönetimi  her  yönüyle  düzenlemek  için  gönderilmiştir.  Siz  namaz  kılın,  oruç tutun  ama  ülkeyi  başkaları  idare  etsin  öyle mi?  Bu  sömürge  zihniyetidir.  İslam, sadece bir inanç ve düşünce sistemi değil,   bir  hayat  tarzı  ve  bir  yönetim  biçimidir.  Allahın cc  razı  olduğu  ve emrettiği  tek tarz,  tek biçim.  Bu yönetim hiç şüphesiz  Allahın CC  indirdiği  hükümlerle  yapılacaktır.    Bu  nedenle “ Allahın cc  indirdikleriyle  hükmetmemek” (maide 44),  onları kabul etmemek, reddetmek, Allahı cc  reddetmektir  ve   küfre götürür.


Müslümanların çoğunlukta olduğu bir ülkede Allahın CC  indirdikleriyle hükmedilmemesi  kabul edilemez.


 
“İmam Cerir et-Taberi,  ibni Abbas'tan (r.a.) rivayetle 


"Kasden inkâr ederek Allah'ın hükümleriyle hükmetmeyen kimseler kâfirlerdir. (Allah'ın hükümlerini) Kabul ettiği hâlde onunla hükmetmezse zalim veya fasık olur."


Ayrıca Ebu's-Suud Efendi, ayette geçen hükmetmemeyi inkâr manasında almakta ve "Allah'ın hükümlerini hakir ve basit görerek inkâr eden kimse, kim olursa olsun dinden çıkar." demektedir. Diğer çağdaş müfessirler de ayette geçen "hükmetmeyenler" ifadesinin, "inkâr edenler," yani "tasdik etmeyenler" manasına geldiğini söylemektedirler.


Yani  en  azından   zalim  ve  fasık  olma   durumu  vardır. Zulüm  ve  fasıklıkta  ısrar  ise  küfüre  giden  yollardır.


“ Aklı olan  düşünür “. Biz  Allahın cc  indirdiklerine inanıyor  ve  kabul  ediyoruz  ama  bunlarla  hükmetmiyoruz”  ifadesi ne manaya geliyor? O’nun  indirdikleriyle hükmetmeyeceklerse müslümanların  yeryüzünde işleri  nedir?  


Allahın CC indirmedikleriyle  hükmeden  Ehli  Küfre  kölelik  yapmak mı?  
Hiç  düşünüyor muyuz ki,  O nun  indirdikleriyle   hükmetmedikleri  için   müslümanlar  bu  günkü  hakir  ve  zelil  duruma  düşmüşlerdir?  


“İman edip salih ameller işleyenlere gelince, (Allah) onların mükafatlarını eksiksiz ödeyecek ve lütfundan onlara daha da fazlasını verecektir. Allah'a kulluk etmekten çekinenlere ve büyüklük taslayanlara gelince; (Allah) onları elem dolu bir azaba uğratacaktır ve onlar kendilerine Allah'tan başka bir dost ve yardımcı da bulamayacaklardır” ( Nisa  173)

 


• Allah CC  son  peygamberden SAS    sonra  yeni bir  vahiy  ve  yeni  bir   din   indirmediğine göre  insanların,  artan  nüfus,  gelişen  teknoloji ve sosyal  yapıya göre her asırda  bu dinin kurallarını uygulayabilecekleri elbette ki  bilinmesi  icap eder. Yoksa  haşa  Allah cc  birkaç  yüz  sene sonra  çağdışı  kalacak  ve  uygulanamayacak  bir  din  göndermiş  değildir.
 

İçtihat kapısı  kıyamete kadar  açıktır. Bu  din,  ilim  ve  hikmete   her şeyden  çok  değer vermiş  ve  İslam  alimleri  değişen  şartlara  göre    dinin  temel  kurallarına uygun   yorum ve  içtihatlar  yapacaklardır  ve  yapmışlardır.   Peygamberimiz  SAS  zamanında  yoktu  diye  bugün  otomobil,  telefon, elektrik, internet,  uzay  araştırmaları  v.b ye  karşı  çıkmak  gibi  yobazlıkların  bu  dinde  yeri  yoktur.


 
Ne  varki,  Müslümanlar  uzun bir  zamandır okuma, okuduğunu  tefekkür etme ve  anlama  sorunu  yaşadığından  bu  olumsuz  propogandaları  boşa  çıkaracak,  onların  yanlış  ve  batıl  olduğunu  ortaya koyacak   ilmi  performansı  kaybetmişlerdir.  Bundan daha  kötüsü,   bazı  ileri  gelenler  açıklayamadıkları  ve  anlayamadıkları  bilimsel  gerçekleri  red  ve  inkar  ederek  İslam  düşmanlarının  ekmeğine  yağ  sürmüşler  ve  sürmektedirler. “ Uzay  çalışmalarına  gerek  yoktur,  dünyadaki  işler  bitti de  sıra  uzaya mı  geldi?   Hem  zaten  yakında  kıyamet  kopacak,  mehdi  gelecek  böyle  lüzumsuz  işlerle  uğraşmayın,  zikir  yapın  zikir “  türünden  söylemler   işte  bu  sakat  zihniyetin  tezahürü  değil midir? Din düşmanlarının en büyük yardımcıları başka din düşmanları değil  cahil  ve şuursuz  müslümanlardır.   Diğer taraftan   bu  ortamı  fırsat  bilen  kötü niyetli  sözde  alimler,  bu  seviyesizliğe  güya çare  ve çözüm  getirmek  için  dinin  yeni  yorumları,  reform  ve  deform   çalışmaları  ortaya  koymaktadırlar.  Sünneti  ve  hadisleri  dışlamak,   itikadi  konuları  güya  fiziksel   kanunlarla  açıklamak,  açıklayamadıklarını inkar etmek,   tarihsellik,  hatta  deizm  v.b  akımlar  böyle  ortaya  çıkmıştır.  Bir şeyin   doğrusu  ve  iyisi  ortaya  konulmazsa  kötüsü  ve  sahtesi  çıkar.


 
• Maksatlı  propogandalardan  bir  tanesi  de  İslami  uygulamalarda  Peygamber SAS  ve  Ashab  RA  gibi  şahsiyetlerin bugün  örnek  alınamayacağını,  onların  çok  çok  yüksek  bir  standardı  temsil  ettiklerini,  bugünkü  şartlarda  onlar gibi  olunamayacağını  v.s  ileriye  sürmektir.  Böylece  çıtayı  alçaltıp,  güya  dini  kolay  ve  uygulanabilir  bir  hale  getireceklerdir.   Allah cc  haşa  çok  zor  ve  uygulanamayacak,  imkansız  bir  din  mi  göndermiştir ki  siz  onu  kolaylaştırmaya  çalışıyorsunuz?  Allah cc ın kitabında;


 
“Allah  size  kolaylık diler  zorluk  dilemez “ (bakara 185)
 


“Ey inananlar! And olsun ki, sizin için, Allah'a ve ahiret gününe kavuşmayı umanlar ve Allah'ı çok anan kimseler için Resulullah (Allah'ın Elçisi) en güzel örnektir. “  (Ahzab 33)  denilmiyor mu?


 
“Efendim  siz  iki de  bir  Hz. Ömerin RA   adaletini  örnek  veriyorsunuz.  Bu  zamanda  kim  onun  gibi  olabilir?” diyorlar.   kimi  örnek  verelim?  İsterseniz Merkel’ i verelim,  tevazuu  ve  yaşantısı  bayağı  benziyor.


Japon  başbakanını mı  örnek verelim ? Merkeli  örnek  verince  “o  Müslüman  bile  değil,  Avrupalı  ve de gavur  ona  mı  kaldık   “  gibi  saçma  sapan   tepkiler  vermek  de  ne  oluyor?  Ayrıca bu örnekler sizi  neden  rahatsız ediyor ki?

 

“ilim  ve  hikmet  müslümanın  yitik  malıdır”  Çinde de  olsa  Almanyada,  Danimarkada da  olsa  örnek  verebiliriz.

Adınız
Yorumunuz
Hiç yorum yapılmamış.

Diğer Yazıları

YÜZDE ON NEREDE?
ÇOK BASİT NEDENLER
Paranoya
Meselelerimiz -2-
Meselelerimiz -1-
Lisede ilginç hocalarımız vardı!
Devşirmeler -2- Bir Profesörün Ağzından!.. Çok Önemli İtiraflar!..
Devşirmeler -1- Bir Profesörün Ağzından!.. Çok Önemli İtiraflar!..
Önden Gidenler
Bilgiyi İşlemek ve Üniversiteler
Sebepler ve Sonuçlar
Kayıtsız ve Şartsız mı?
Çare ve Çözüm
Ötekileştirmek
Merdiven
Kökler
Ölçüler
En Mükemmel Din
Asıl Mesele
Dinlerden Bir Din mi?
BİZDEN misiniz?
Arslanlar ve Sırtlanlar
Meselenin Özü Nedir?
Neden Olmaz?
Altın Kafes -2-
Altın Kafes -1-
MIŞ GİBİ Yapmak!..
AMAZON Açık ama
DİJİTAL DÜNYA - ALİS Harikalar Dünyası
Yerli sanayi konusunda bir soru üzerine!.. “Sizi gidi montajcılar
Sahte İçki -2-
Sahte İçki -1-
Ne Ekerseniz
Hangi Yüzle?
Alim - Amir
Övmek Övünmek
Feraset, Dirayet, Basiret
bncmedyahaber.com Yazarı Prof. Dr. Mirzahan HIZAL Kimdir ?
Prof.Dr. Mirzahan Hizal Yazı Dizisi 2010-2020