Reklamı Geç
YAZARLAR
Hangi Yüzle?
Prof. Dr. Mirzahan HIZAL
05 Aralık 2020 - Cumartesi 13:27

Hangi  Yüzle ? 
 
Bir  kişi  düşünün ; 
Falanca  adama   borcu  var  .  Hem de  çok  miktarda   ve  hala  sürekli  borç  alıyor . 
Veren  kişi ,  çok  alicenap  ve merhametli   olduğu  için   adamı  geri  çevirmiyor  ,  ihtiyaçlarını  karşılıyor . 
Borç  alan  kişi  bu  duruma  iyice  alıştığı  için  ,  kendisine   sürekli  ve  karşılıksız  yardım  edilmesini 
normal  ve  olağan   bir   şey  olarak   görüyor  ve   adeta  bir  alacaklı  gibi , yardımsever  kişiden   yeni  yeni 
isteklerde  bulunuyor . Hatta  ona  olan   ve  gittikçe   artan  borcunu  unutmuş  görünüyor . 
Etraftan  kendisini  uyaran  ve  bu  uygunsuz   davranışa  bir  son  vermesi  için   tavsiyede bulunanlara da  öfkeleniyor , 
ve  “  sana  ne !    ben  ondan  istiyorum   sen  karışma !  “    gibisinden   tepki  gösteriyor. 
 
Şimdi  bizleri  yoktan   vareden  ,  hayat  verip   yaşatan ,  aldığımız  her  nefesi  veren ,  başta  sağlık  olmak  üzere   bildiğimiz ,  bilmediğimiz  sayısız   nimetler  bahşeden   Allah  CC  u  Teala  hazretlerine  bizim  hiç  borcumuz  yok mudur ?  Aç kalmayacağımız , hasta olmayacağımız , iki  gün  sonra   dayanılmaz  acılar  içinde  can  vermeyeceğimiz , bindiğimiz uçağın düşmeyeceği , geminin  batmayacağının ,  beklenmedik  bir  depremle  evimizin  yıkılıp  çoluk  çocuk  altında  veya  sokakta  kalmayacağımızın  bir  garantisi  mi  var ?  Bütün bunlara  karşı  yardım   isteyebileceğimiz   kim  var ?  Bütün   bunların  başımıza  gelmemesini   kim  sağlıyor  ? 
 
Peki  nedir  bizim   borcumuz ?  Allah CC  verdiği  ve  vermekte  olduğu  bu  nimetler  karşılığında  bizden  ne  istiyor. Bu  istekleri    , O ,  yol gösterici  ve  uyarıcı  olarak   gönderdiği  Elçisi  ve   indirdiği  Kitabı  ile  bildirmemiş midir  ?.   Bunlar  gözümüzün  önünde  dururken  “  neymiş  bizim  borcumuz   “    sorusunu  sormanın  ahmaklığını    ve  edepsizliğini  bir  yana  bırakalım.  Kendisine   az  bir  iyilik  yapana   bile   teşekkür  ederken ,    sayısız  nimetler  verene  karşı    teşekkür  etmek   bir  tarafa  ,   “  bizim  sana  borcumuz  falan  yok ,  senin  verdiğin  görevleri  değil  kendi  canımızın  istediği  şeyleri  yapacağız “  dercesine   isyan ,  gaflet , inkar 
 ve  küfran- ı  Nimet   içerisinde  bulunmak   insana  yakışır mı ? 
 
Efendim  biz  isyan  filan  etmiyoruz ki  ,  ibadette  kusur  etmemek  için  elimizden  geleni  yapıyoruz  , hatta  fakirlere  bile  ara  sıra  yardım  ediyoruz ,  zikirler ,   şükürler ediyoruz   diyenler  bir  daha  düşünmeliler . Çoğu  yerde    görevi    ihmal   ve  itaatsizlik  İsyan  anlamına  gelir.  Aksiyon  ve  amel  gereken yerde   hareketsiz   kalmak    ihmal  ve  suçtur. Dümeni  bırakan  Kaptan  felaketten  sonra  ben bir  şey  yapmadım ki  diyemez . 
Senin  suçun  zaten  bir  şey  yapmamaktır. 
 
Allah  CC  tan  bir şeyler  istemek   O na   Dua  etmektir.  
 
De ki: (Ey insanlar!) "Kulluğunuz ve niyazınız olmasa Allah size ne diye değer versin! (Ey inkârcılar!) Siz O’nun dinini yalan saydığınız için bunun günahı artık yakanızı bırakmayacak!" (Furkan 77) 
 
Allah CC  in  emir  ve  yasaklarına  bile  bile  uymamak  , indirdiği  hükümleri    yok  saymak ve uygulamamak  
Onun  dinini  yalan  saymakan  farklı  bir şey midir ? 
 
 Kendisinden  bir şeyler  isteyeceğin  Zat  ile   aranın  iyi  olması    gerekmez mi ?   Yeni  yeni  şeyler  istemeden önce  Ona  olan   borçlarını    gücün  yettiği   kadar  ödemen  ,  ödemeye  çalışman  gerekmez mi ? 
Onun  razı  olmadığı  hatta  gazap  ettiği  şeylerden    kaçınman  gerekmez  mi ? En  önemlisi  Onun   sana  borç  verirken  peşin  peşin   bildirdiği  ve  senin  de  kabul  ettiğin   şartlara  uyman  gerekmez mi  ? . 
 
Yalancılık ,  emanete  ihanet ,  hırsızlık , başkasının  hakkını  yemek ,  emanetleri  ehline  vermemek , adam  kayırmak ,  adaletsizlik ,  rüşvet ,   gayrı meşru  kazançlar ,  beyaz  zehir  ticareti  ,  ahlaksızlık ,  kredi , faiz  ,  yetim  hakkı  yemek  , namussuzluk ,   cinayet    gibi   cürümler  işlemeyeceğimize   söz  vermedik mi   ?   Bu  sözleri  tutmamız  karşılığında   O  bizlere  hava  su   ekmek  ve  hayat  vermiyor  mu  ?  
 
İnsan  çalıştığı ,  ekmek yediği  kapıdan  hırsızlık  yapar mı ?   O kapıya  ihanet  eder mi ? 
Bir   büyüğün  dediği gibi ; 
“ Eğer  Allah CC ın   istediklerini  yapmayacaksın   O  nun  mülkünde  oturma ,  kendine  başka bir  yer  bul .” 

 
Bu  kadar  mı   ? 
Hayır . 
Çok  ciddi  bir  görevi  ihmal   problemimiz  var ! 
 
Allah  CC  insanları   dünyaya  neden  gönderir  ,  onlara  bu  nimetleri  verir ,  ayrıca  dualarını   neden  kabul  eder , onlara  yeni  yeni  rızıklar  verir  ,  işlerini  hayırlı  ve  bereketli  kılar  ? 
 
Yiyip  içip  keyiflerine  baksınlar  diye  mi ? 
Halbuki    O  bizzat  buyuruyor ki   
 
 “ Hani Rabbin  meleklere  ben  yeryüzünde  bir  halife   yaratacağım   demişti “ (Bakara 30) 
 
Yani  yeryüzünde  olmasını  istediği   işleri   O nun    yerine   ve  rızasına  uygun  şekilde  yapacak  bir   kişi . 
 
Nedir  bu  işler  ve  görevler  ? 
Verilen  nimetlerin  şükrünü  yerine  getirmek . 
Yani  İlim  ve  Ahlak  çerçevesinde  yeryüzündeki  yer altı  ve  yerüstü  kaynaklarını ,  zenginliklerini ,  madenleri v.b  işlemek  ,  bilim  ve  teknoloji  geliştirmek  ,  azgınlık  ve  isyan  içerisinde  olan   din  düşmanlarından  daha güçlü  olmak  ,  bu  güç  ve  kuvvetle   adaleti  sağlamak ,   haksızlıkları  ve  zulümleri  önlemek ,  yeryüzünü  başta  insan  toplumu  olmak    üzere  imar  ve  islah  etmek . 
 
Din  olarak   bize  öğretilenlerden  biraz  farklı  değil  mi  ? 
Efendim  biz   camiler  yapar  namaz  oruç   vb.  ibadetlerimizi  ,  dua  ve  zikirlerimizi  yaparız  Allah  CC  ta  bizi  afetlerden ,  düşmanların  zulmünden   v.b  korur  (!)  diye  öğretmişlerdi  değil  mi  ?  
Halbuki  Allah CC  düşmanlarınıza  ( İslam  düşmanları )  karşı   hazırlanın  ve  kendinizi  savunun  demiyor  mu  ? 
 
Biz  ibadet ,  zikir  ve  fukaraya  yardım  ile   uğraşalım .  Peki  ticaret ,   sanayi  ,  teknoloji , savunma ,  ekonomi  ,  faiz  ,  yönetim ,  cihat  işleri   ne  olacak ?    Bunlar  bizim  işimiz  değil  mi? 
Müslümanların  bu  tür  dünya  işleriyle  uğraşmaması  gerektiği    düşüncesi  ,  içimize  sızan   düşman  ajanlarının ,  Müslümanları  zayıf  ve  savunmasız   bırakmak için , yüzyıllar  süren  zehirli  propogandası  ile  zihinlere  yerleştirilen  sapık  düşüncelerden  başka  bir  şey  değildir.  Bazı   muzır  tarikat  şeyhlerinin  sabataycı   kripto  Yahudi  oldukları  sonradan  ortaya  çıkmıştır. 
 
 Enfal Sûresinin 60. Âyet-i kerimesinde meâlen buyuruyor:"Onlara karşı gücünüzün yettiği her kuvvetten ve (cihad için) bağlanıp beslenen atlardan (sürekli bakımı yapılan savaş vasıtalarından) hazırlayın; bununla Allah ın düşmanını, sizin düşmanınızı ve onlardan başka sizin kendilerini bilmediğiniz, Allah ın onları bildiği diğer (düşman) kimseleri korkutursunuz. Hem Allah yolunda her ne şey sarf ederseniz, karşılığı size tam olarak verilir ve siz (aslâ) haksızlığa uğratılmazsınız." 
 
 
Allah CC  size  demir  madeni  vermişse ,  sizden  onu  işleyip çelik  yapmanızı  ister. İslam  düşmanlarından 
çelik  ithal  etmenizi  değil !  
 
“Biz demiri indirdik ki, onda çetin bir sertlik ve insanlar için faydalar vardır.” (Hadid Suresi 25) 
 
Petrol  vermişse  onu  çıkarıp  işlemenizi  ister  ,  petrol  yataklarını   İslam  düşmanlarına  teslim  etmenizi değil ! 
Alüminyum  vermişse  onu  çıkarıp  ,   işlemenizi  ,  uçak  ,  motor  ,  otomobil  ,  makine  yapmanızı  ister ,  Dışarıya  beş  kuruşa  satıp  işlenmiş  olarak  fahiş  fiyatla   satın almanızı  değil ! 
 
Bu  çalışmalar  verilen  nimetin  şükrüdür.  
 
“Şüphesiz ki Allah, verdiği nimetinin eserini kulunun üzerinde görmekten hoşlanır.”Tirmizî, Edeb 54. 
  yani  hayırlı  işlerde  kullanıldığını . 
 
Amelin , gayret  ve  çalışmanın  duaların  kabul  edilmesi  için  ne  kadar  elzem  olduğunu   İbrahim  bin  Ethem  Hazretlerinin   ibret  verici   cevabı  çok  güzel  anlatır. 
 
“ İşte bu zata Belh şehrinde halk bir gün sorar. Derler ki: "Ey Allah'ın dostu! Neden yaptığımız dualarımız kabul olmuyor?
Yaptığımız dualar karşılık görmüyor?"
İbrahim bin Ethem halka cevap verir: "Çünkü siz Hakk'ı -Allah'ı- bilir, ama emirlerini dinlemezsiniz. Hz. Peygamber'i bilir ama sünnetiyle amel etmezsiniz. Kur'an-ı Kerim'i okur ama içindekiyle amel etmezsiniz.
Allah'ın nimetini yer ama şükretmezsiniz.
Cenneti bilir, ama oraya girmek için gayret etmezsiniz. Cehennemi bilir ama ondan kaçmazsınız. Ölüm var dersiniz, ama ölüme hazırlanmazsınız. Baba ve annelerinizi mezara koyar ama onlardan ibret almazsınız. “ 
 
Okumak  üflemek ,  zikirler  ve  şifahi  dualar ,  şükürler olsun demek  gerçek  şükür  değildir. 
Gerçek  şükür  çalışmaktır . En  az  İslam  düşmanları  kadar  çalışmadan   bizim  dualarımızın  kabul  edileceği 
çok  şüphelidir. Zaten  Müslümanların  dünyadaki  perişan  durumuna  bakılırsa  kabul  edilmediği  anlaşılır. 
 
 “Andolsun, eğer şükrederseniz elbette size nimetimi artırırım. Eğer nankörlük ederseniz, hiç şüphesiz azabım çok şiddetlidir.” 
(İbrahim 7 ) 
 
 
Çalışmak  ;  hayırlı  projeler  gerçekleştirmek  ,    bilim  ,   teknoloji  ve  ekonomide   güçlü  olmak  ve  ülkesine 
sahip  olmak  demektir.  
 
Çalışalım  demek  çalışmak  değildir. 
Çok  Çalışalım  Derneği   kurmak   çalışmak  değildir. 
Tarikat  kurmak  ve  tarikata  girmek  çalışmak  değildir. 
Konferanslar , toplantılar  yapmak   , kitaplar   okumak   çalışmak  değildir. 
Çalışmak  emek  ve  üretimdir.  Akıl  yani  İlim  ve  Ahlak  ister. Bunlar  olmadan  çalışılmaz. 
 
“Bilsin ki insan için kendi çalışmasından başka bir şey yoktur.” ( Necm 39 ) 
 
Asıl  konu ,  borcunuz  ve  yükümlülükleriniz  olan  kişiden   yeni  bir  şey  istemek  için   yüzünüz  olması  gerekir 
gerçeğidir.  Doğrudan  ifade  etmek  gerekirse ;  Dua  etmeye  yüzümüz  olması  için   çalışmak  gereklidir. 
Tembellerin  duası  kabul  edilmez.  Tedbirsiz   tevekkül  olmaz. 
 
Müslüman  Allahın CC  halifesi ,  yeryüzünü  imar  ve  islah  ile  görevlendirdiği  kişi  olduğunu  unutur  ve  
rutin  ibadetler  ile  , çalışmadan ,  bedel  ödemeden    kurtulacağını  zannederse  çok  yanılır. 
Özellikle  içinde  bulunduğumuz   yeryüzündeki  tüm  şer  güçlerin   Müslümanları  yok  etmek  için  var  güçleriyle   gece  gündüz  çalıştığı  bu  asırda . 
“ Asr´a yemin olsun ki,   insan mutlaka bir ziyandadır.  Ancak iman edenler, salih amel (iyi işler) işleyenler, birbirlerine hakkı tavsiye eden ve sabrı tavsiye edenler bunun dışındadır” ( Asr ) 
Ayeti  Kerimedeki  Salih Ameller  yukarıda  zikredilen   çalışmalar  değil midir ?

Adınız
Yorumunuz
Hiç yorum yapılmamış.

Diğer Yazıları

YÜZDE ON NEREDE?
ÇOK BASİT NEDENLER
Paranoya
Meselelerimiz -2-
Meselelerimiz -1-
Lisede ilginç hocalarımız vardı!
Devşirmeler -2- Bir Profesörün Ağzından!.. Çok Önemli İtiraflar!..
Devşirmeler -1- Bir Profesörün Ağzından!.. Çok Önemli İtiraflar!..
Önden Gidenler
Bilgiyi İşlemek ve Üniversiteler
Sebepler ve Sonuçlar
Kayıtsız ve Şartsız mı?
Çare ve Çözüm
Ötekileştirmek
Merdiven
Kökler
Ölçüler
En Mükemmel Din
Asıl Mesele
Manevi Bir Hastalık
Dinlerden Bir Din mi?
BİZDEN misiniz?
Arslanlar ve Sırtlanlar
Meselenin Özü Nedir?
Neden Olmaz?
Altın Kafes -2-
Altın Kafes -1-
MIŞ GİBİ Yapmak!..
AMAZON Açık ama
DİJİTAL DÜNYA - ALİS Harikalar Dünyası
Yerli sanayi konusunda bir soru üzerine!.. “Sizi gidi montajcılar
Sahte İçki -2-
Sahte İçki -1-
Ne Ekerseniz
Alim - Amir
Övmek Övünmek
Feraset, Dirayet, Basiret
bncmedyahaber.com Yazarı Prof. Dr. Mirzahan HIZAL Kimdir ?
Prof.Dr. Mirzahan Hizal Yazı Dizisi 2010-2020