Reklamı Geç
HABER DETAY
Siyasetin Geniş Alanında Kaybolmak, Siyasetin Dar Alanına Sıkışmak! Bir Dönemin Aktörleri
Gazeteci yazar Halis Özdemir, bir kuşağın siyasetle yoğrulan hayatını, unutulan emeklerini ve sorgulanmayan kabullerini çarpıcı bir muhasebeyle ele alıyor. Sağdan sola aynı acılardan geçen samimi bir jenerasyonun, idealler uğruna harcanan yıllarının ve bugün gelinen noktada yok sayılışının hikâyesi, geçmişle yüzleşmeye cesaret eden güçlü bir çağrı olarak okuyucuyla buluşuyor.
22 Ocak 2026 - Perşembe 08:29
GÜNDEM

Siyasetin Geniş Alanında Kaybolmak, Siyasetin Dar Alanına Sıkışmak!

Bir Dönemin Aktörleri
 

Ülkemizin bazı dönemleri, insanlar üzerine kabus gibi çökmüş, yıpratıcı olmuştur.
 

Bizim jenerasyon, bu dönemlerden birini yaşadı.
Çok hırpalandık, çok!

 

Zaman su gibi akarken;
Kadr'ü kıymetinin bilinmemesine çok içerledi kimimiz!
Ama nafile.

 

"Emektarların emeğine çöktüler"
diye hayıflandı bazılarımız!

 

Siyaset alanında gelinen noktanın kendi emeklerinin sonucu olduğuna hükmetti zamane!

Geçmişte emek veren, ömür verenleri görmek istemediler. Sadece görmek istememek değil elbette, yok saydılar.

"Emektarların emeğine çöktüler fütursuzca!" diye hayıflanlar mı dersiniz?

 

"Emeklerimiz unutuldu be azizim" diye düşünenlerimiz mi derdini!
 

Zaman su gibi akmakta.

Bir zaman sonra unutuldu bizim jenerasyon. "Yaşanılanlar, emekler, yokluklar içindeki mücadeleler unutuldu be azizim." dedi kimimiz.
Bizim jenerasyon için yapacak bir şey yok artık!

 

Köşe dönücülüğü elinin tersiyle itti çoğumuz!
 

Bu süreç;
Özellikle bizim jenerasyon, öncelikle samimiydi. Gençlik yıllarını ideolojik tarafgirlik içinde geçirdi. Bunu ibadet aşkıyla yaptı. Daha doğrusu, kimimiz "ibadet aşkıyla vatan millet sevdası ve inandıkları uğruna can vermek", kimimiz için ise; "eşitlik/demokrasi gibi duruş göstermek ve yaşamak" kutsalı oldu.
Böyle inandı bizim jenerasyon.

 

Bazılarımızın ise;
Eşit paylaşım, hakça paylaşım, halk gibi kavramların ideologluğunu yapanların, kendi hayatlarında hiç de mütevazı yaşamadıkları ve kiminin havuzlu villalarda, kiminin başka konforlu hayatı yaşadıklarını öğrenmeleri uzun sürmedi.

 

Öte yandan,
"İnandıkları uğruna ölümü göze alanlar" arasından kimileri çoktan köşe dönmüşlerdi!

Yaşam hedeflerinin "ibadet/cihat" olduğu üzerine ideolojik inanç geliştirenlerin bazıları ise, merhum Kadir Mısıroğlu'nun ifadesiyle "becerebilenler 'mütahit', beceremeyenler, mütahitlerin dedikodusunu, inancı/statüsü seviyesi ile gerçekleştirdi. Korkanlar, beceremeyenler ise kenarda beklemeyi yeğlediler!" Diye düşünenlerimiz oldu elbette.

 

Önemli bir kesimimiz ise; elinin tersi ile itti "köşe dönücülüğü".
 

Öyle oldu böyle oldu derken;
Bizim "vatan kurtaran" takım, sağ sol demeden, sınıfta adeta çaktığını düşünenlerimiz de oldu tabiatıyla.

 

"İtilmiş kakılmışlara inat, atı alan Üsküdar'ı geçmişti."

 

Bir kısmımız siyaset yapmaya yeltendi. Az da olsa başarılı olanlar oldu. Hatta bazıları o kadar başarılı oldular ki, birkaç dönem belki daha fazla TBMM'nin üyesi oldular.
 

Sağ sol fark etmeksizin, bir kısmımız ise; "Siyasetin geniş alanında kaybolup, siyasetin dar alanına hapsedildik." Bazılarımız neredeyse her seçimin zorunlu adayı olmayı başarı, bazılarımız ise parti parti dolaşmayı strateji zannetti.


Bu arada, önemli bir kesimimiz "siyasetten tasfiye yediğini" anlamamayı tercih etti. "Nasip böyleymiş" diyenlerimiz de oldu elbette. Zamanın daraldığını hesaba katmadan mücadelesini sürdürmekte kimimiz!

 

Siyaset, bazıları için yelken açılan ortam olmakla, kimimiz için sonu gelmez siyaset alanı olarak hayatımızı şekillendirdi.
Bazılarımız, bütün olanlara rağmen "siyasi tercihi"ni, "itilmiş kakılmış" muamelesine rağmen ısrarla sürdürdü.


Hatta bizim takımın kahır ekseriyeti, durumdan vazife çıkarmayı da ihmal etmemekteler. Kendileri, mensubu oldukları siyasi partinin "ölümüne" arkasında durmayı sadakat olarak gördükleri için de "eskinin tecrübesi ile yeni şeyler söylemek" bazılarımıza göre değildir. Halbuki, "teslimiyetçi" yaklaşım içinde olmasalar, fikri hür vicdanı hür olarak kabullerini, itirazlarını, tekliflerini söyleseler, birikimleri vatan millet için, hatta arkasında oldukları siyasetçiler için de faydalı olacaktı. Olmadı.

Bazıları da küstü!


Ancak işin bir başka vahim yanı, gene kahır ekseriyeti, 1980'lerde kalmışlar, bir milim ilerlemek istemeyenler de oldu elbette!
Türkçü bir dostum; "Biz Türkler okumayı sevmeyiz, konuşmayı severiz! Bu her zaman böyle olmuştur" dediğinde garibime gitmişti!


Dolayısı ile günümüzü okumak, çözüm üretmek oldukça zorlaşır! Geçmişte laiklik adına uğradıkları zulüm, bazılarının şimdiki siyasi duruşlarının neredeyse yegâne dayanağı olmuştur. Öyle olmasa, tarafı oldukları siyasetçilerin bir ay önce dediklerini, çok geçmeden, "konuştuklarının tamamını yokmuş gibi yapmaları..." bu takım tarafından hiçbir şey olmamış gibi değerlendirilir miydi?
Halbuki, hem tarafı oldukları siyasetçinin yanında durabilir, hem de itirazlarını dile getirerek katkı sunabilir, faydalı olabilirlerdi. Olamadılar, olmadılar.


Hasılı, bizim takımın ekseriyeti seksenlerde takılıp kaldı! Belki de onun için "etkisiz eleman""zaten bizim yanımızdalar, bize zararları olmaz" değerlendirmesi ile yok sayılırlar mıydı!?...


Öyle oldu böyle oldu, her şeye rağmen sağcısıyla solcusuyla, aralarında istisnalar olsa da samimi jenerasyon yok sayıldı! Aslında yok birbirlerinden farkları. Zulüm aynı, hayat aynı, yok sayılmak aynı. Hayatları akıp gitti...!


Kimimiz bir baktık ki, az gitmiş uz gitmiş, dere tepe düz gitmiş, gitmiş gitmesine de bir arpa boyu yol alabilmişti.
Bunlar hayatta kalanların yaşadıklarıydı! İnandıkları uğruna can verenler, kazaya kurban gidenler gitmişlerdi zaten.


Provokasyonlara kurban edilmişti gençliğimiz!


Türkiye'nin müdahale geçmişi çok puslu, açıklanması gereken o kadar çok şey var ki! Yönetime müdahale yapabilmek için şeytani planlara kurban edildi gençlik. (Mamak Zindanlarında Bir Akıncı: Tarihe Notlar - kitabımızda açıklanmayan bilinmeyenlere ışık tuttuk.)


Hasılı;
Ölenler, öldürülenler, hapsedilenler, üniversite hayatı sonlanan, hayatı karartılan yüzbinlerce genç!

Peki, bugün dün olanları bizim jenerasyon anladı mı? "Ne için öldü, ne için öldürüldü?" Ölüm kusan silahlar kimden geliyordu?
Dünyanın her yerinde ve her zaman döndürülen dümenlerin çarkı, insanların samimi duygularını istismarla sürdürülmüştü ve sürdürülmeye devam edilmektedir.


Soğuk savaşı anlamadan bugünü anlayamayız.

 

Charles de Gaulle, 1968'de ABD'nin karşılıksız para bastığını anlayınca, "Al dolarlarını ve karşılığında altınımı ver" dedi. CIA, solcular üzerinden Paris sokaklarını cehenneme çevirdiler. Solcular hâlâ 1968'deki eylemleri bir özgürlük hareketi olarak görmekteler, daha işe uyanmadılar!
Ah kör inat, ah kör saplantı, ah!

 

Peki, Türkiye'de sağ ve sol üzerine hangi kışkırtma ve operasyonlar çekilerek binlerce gencin ölümü, binlercesinin hayatının kararması ve bir dönemin kabus gibi yaşanmasına sebep olundu?
Sorular, soru içinde; akıl olmazların zoru içinde!

 

Yollar yordu bizi.
Samimiydik.
Hasbiydik.
Yollarda çok koştuk, çok!
Yolumuzu kutsadık.
Şimdilerde ise muhasebe yapmaktan korkar olduk! Ya boş işlerle oyalanmış, yıllarımızı boşa vermişsek!!!
Mesela, ülkeye biz olmasak da komünizmin gelmesinin imkânsız olduğu gerçeği gibi, kimileri için de büyük korku ve motivasyon gerekçesi olan "faşizm"in ülkeye gelemeyeceği gerçeği ile yüzleşmek istemedi kimimiz!
Sorgulamadık.
İçinde bulunduğumuz mücadeleyi dokunulmaz yaptık!
Sorgulamalarımız topu taca atmaktan öte gitmedi.
İşin sonunda, sorgulamanın, kimimiz için geçmişimizi, uğruna ömür verdiğimiz siyasi duruşumuzu, pişmanlıklar kumkuması halinde önüne koydukları oldu.


Hatıralar sarmalı, kurtuluş gemisi oldu kimimiz için.
Ama, "Heyhat, ömür vermeye değmezmiş meğer" dedi kimimiz.
Ve hayatın çok kısa olduğu gerçeği dikildi karşımıza!

 

Ömür dediğin!
Zaman su gibi akmakta!

 

Azizim, şimdi mi söylenir hayatın çok kısa olduğu?
Allah (cc) her birimize sağlık, afiyetle uzun ömür nasip etsin.
Hayat kısa işte!
Geç anlasak da kısa!


"Ameller niyetlere göredir."
Selam olsun davası uğruna ömür veren, can veren, baş verenlere.


Vesselam.

 

YAZARIMIZIN TÜM YAZILARI İÇİN
https://www.bncmedyahaber.com/yazar-dostluk-1233.html

Adınız
Yorumunuz
Hiç yorum yapılmamış.