Reklamı Geç
HABER DETAY
Fıtrata Açılan Savaşta, Hangi Taraftasın?
Sümeyra Güler Özsoy yazdı.. Fıtrata Açılan Savaşta, Hangi Taraftasın?
21 Nisan 2021 - Çarşamba 09:32
YAŞAM

Fıtrata Açılan Savaşta, Hangi Cenahtasın?

 

Nasıl bir puslu zamana denk geldi, yokluk ile varlık savaşında, cana duran beden gibi insanlığımız. Bir yanda, insanı insanlıktan çıkarmak için her yolu mübah gören, para ile her şeyi satın alan ve insanlığa düşman olanlar. Diğer yanda ise düşmanına aşık olup, yokluğa kucak açanlar.  

 

Enfal Suresi 39.Ayette “Fitne ortadan kalkıncaya ve dinin tamamı Allah için oluncaya kadar onlarla savaşın” buyuruluyor. Peki biz bu savaşın neresindeyiz? Hangi cenahta?    

 

Fıtrat, yaratıcının bizlere ve tüm mahlûkata yüklediği program, yaratılış amacı ve kullanım kılavuzudur. Bu minvalde baktığımızda fıtratı bozmak için savaşmak şüphesiz ki batıl kafaların nokta atışıdır. En basitinden, en karmaşığına kadar tüm teknolojik aletlerin kullanma kılavuzu vardır. Bu kılavuzun tersi yönünde hareket etmek tüm cihazları elbetteki bozacaktır. Asırlardır insanlığı kin, nefret ve hırsları uğrunda fesada uğratmak için çalışanlar, ne yazık ki bu davalarından hiçbir zaman vazgeçmiyorlar. Ve çok emin oldukları bir şey var, aslını bozamadıkları insanlar tarafından tüm güçlerine rağmen yenilgiye mahkûmlar. İsimler ve cisimler değişse de Hazreti Ebu Bekirler ile Ebu Cehiller tüm zamanlarda hep karşı karşıya gelmektedirler. Fakat günümüz savaşında Ebu Cehiller öylesine ileri gittiler ki, adeta  görünmezlik iksiri içmiş gibiler. Kullandıkları teknolojik silahlar ve kelime stratejileri ile göz gözü görmeyen puslu bir havada, doğru ile yanlışlar hep iç içeler. Bediüzzaman Said Nursi Hazretlerinin dediği gibi “Eskiden tehlike hariçten gelirdi ve mukavemet kolaydı. Şimdi ise kurt, gövdenin içine girdi”.  

 

Yalanlarına her gün yeni bir kılıf uydurup, mutlak doğruyu sunarcasına süslü şerbetler gibi ikram edenler, fıtratı bozulan Ebubekir torunlarına zehri, şerbet tadında sunuyorlar. O zehirden içtikçe fıtratlar daha da bozulurken, kendisini celladına kurtarıcı gibi teslim ediyor, en erken bozulanlar.  

 

Düşman gibi düşman olunca “insan” olanı yenemeyeceklerini çok iyi anlayanlar, dost gibi görünüp insanlıktan çıkarma yolunda hızla ilerliyorlar. Yediklerimiz, içtiklerimiz, dinlediklerimiz izlediklerimiz arasında yavaş yavaş zerk edilen tohumlar, korkarım ki artık meyveye durmuş olmalılar; çünkü her geçen gün ahseni takvim suretinde yaratılmış olan insandan uzak, canlılar türüyorlar. Sürü psikolojisi ile aklını kullanmayan bu canlılar, bedenlerine dahi diğer canlılardan daha az sahip çıkıyorlar. Öyle olmasaydı fıtratın gereğine münafi davranırlar mıydı? Bir kaplumbağa kabuğunu çıkarmazken, bir aslan postunu değiştirmezken kim olduğunu unutan, benliğini beden sarhoşluğuna kaptıran bu yeni tür ne kendini biliyor, ne yuvasını tanıyor, ne de neslini korumaya meylediyor. Sanal gözlüklerin içinde debelenip dururken, bırakın cenahı, gözlüklerin arkasındaki kendine yönelen savaşı görmüyor.

 

Eskiden şehrin surlarında kılıçlar savaşırdı, şimdi evlerimizin en ücra köşelerinde aynı bedenin parçası gibi olan canlar birbiri ile savaşta. Eskiden elindeki bayraktan kim olduğu bilinen taraflar savaşırdı, şimdi zihinlerimizin içindeki “ŞÜPHE” ile tarafsızlık girdabında boğulan inançlar savaşıyor. Eskiden savaşlar göğüs göğse yapılırdı, şimdi ise sinsi bir düşman tarafından barış sloganları  atılarak ölüm saçılıyor.

 

YAZARIN TÜM YAZILARI İÇİN
http://www.bncmedyahaber.com/yazar-fitrata-acilan-savasta-hangi-cenahtasin-543.html

 

Adınız
Yorumunuz
Hiç yorum yapılmamış.